YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mar 2010

VEDA BUSESİ

Ben ne zaman keşfettim pasta yapmayı sevdiğimi..Ne zaman elimden geldi ilk olarak poğaça yapmak.. Kendi mutfağıma hangi zamanda girdim, hangi zamanda tanıştım sizlerle.. Bana göre kocaman sayılacak bir zaman geçmiş bile. Şimdi ise değişiklik zamanı...sen hep mi böylesin.. yarım mı bırakırsın..Bırakırım evet..Çünkü hayatta yapmak istediğim o kadar çok şey var ki..hep de olacak..yaşadığımı bildiğim her an bir şeyler yapmak isteyeceğim elbette.. Çocukluğumda bandoda çaldım, bir günlüğüne folklör bile oynadım. İzci olarak kaldım bir iki ay, koroda şarkı bile söyledim..Hep böyleydi..Her şeyi yapmak istedim, her şeyden biraz olmak istedim. Oldum ama yarım yamalak oldum. Herkes enikonu yaparken elinden geleni ben hepsinden azıcık oldum. Şimdi ise gidiyorum; başka bir sayfaya..başka bir başlangıca.. Bugüne kadar olan biten gibi her şeyden olsun diye biraz, kendimi taşıyorum ..ve herkesi bekliyorum bizzat..
not: burada benimle güzel duygularını paylaşan, bana umut verici cümleleri çok görmeyen herkese teşekkürler ve sevgiler..
Gelmek isteyen herkesi beklerim..
http://www.pasaklikralice.blogspot.com/

19 May 2009

EV SAHİBİNİN HEDİYESİ :) VE UZUN BİR ARADAN SONRA...


Herkese merhabalar. Biliyorum uzun zaman oldu yazmayalı; bir yandan sizlerden gelen sorular ve öneriler, diğer yandan evdeki tadilat durumları, ve tabii ki benim bloğumu özleyişim :( Az önce de bahsettiğim gibi evde ki tadilat durumları sebebiyle internet bağlantımız da gitti. Küçük bir çocukla ev içinde ufak çapta bir inşaat..Düşünün artık.

Ancaaakkk bütün bu yorgunlukların arasında dün akşam gelen kargo beni nasıl mutlu etti anlatamam. Uzun zamandır aldığım en renkli, en bana yakın ve beni en mutlu eden hediyelerim geldi. Sevgili Gonca'cığım (http://www.pembemerdane.com/) bana ne güzel şeyler yollamış. Tabii hem mimar olmanın hem pastacılık gibi hoş bir meslek ile uğraşmanın hem de Allah'tan güzel hislere sahip olmanın verdiği zorunlulukla çok ince düşünülmüş bir hediye paketiydi. Kısaca anlatırsam; o renkli şablonlar, minik ve yine renkli muffin kağıtları, her inceliği düşünmüş olan Gonca' cığımın "minik muffin" tarifi (inşallah yapıp en kısa zamanda paylaşacağım) tatliş çiçekli bezleri, evdekiler bitmek üzere olan pasta altlıkları, o muffinlerimi süslemem için renk renk şeker hamurlarım, güzel bir kahve fincanı ve aynından pasta tabağım, Gonca'cığımın güzel, samimi notu ve en nihayetinde en hoş olanı ismime yapılmış özel kurabiyelerim. Siz olsanız benim kadar mutlu olmazmısınız? Gonca' cığım; bir kez de buradan sana teşekkür ederim canım. Senin de belirttiğin gibi inşallah birgün bir araya gelmek dileğiyle..

Bütün bunlarla beraber benden halan mailini almayan arkadaşlar varmış. Bir yandan onlara tekrar cevap yazmaya çalışacağım. Zaman zaman maillerinize geç cevap verdiğim için özürdilerim, inanın bu ara evin hali felaket.. hepsini telafi edeceğiz ama değil mi?:))şimdilik bunları yazıyorum ama hemen peşine etkinliğe katılan tüm arkadaşlarımı yayınlayacağım yazım gelecek. Beklemede kalın :)) Herkese sevgiler..

1 Nis 2009

BU NASIL İŞ?

Bugün biraz olsun televizyon izlerim düşüncesiyle sabah bilgisayardan önce televizyona sarıldım. Kaç gündür helikopter kazasıydı, yerel seçimlerdi, seçim uğruna ölenler kalanlardı derken bana yine gına:) gelmişti televizyon denen aletten. Neyse eh bugün artık bu haberler bir ölçüde olsun azalmıştır dedim, televizyonu açayım derken açmamla kapamam bir oldu. Çünkü bana gelen gına:) anladım ki hala geçmemiş. Nasıl geçsin? Yahu vallahi delircem, hem de peşpeşe veriyorlar bu sinir harbi haber müsveddelerini..
Neymiş efendim Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer arkadaşlarının düştüğü helikopter kazasında enkazı bulan köylüler hakkında soruşturma açılacakmış. Bazı köylülerin "burda ne devlet var, ne asker.Bizi dinleselerdi enkaz daha önceden bulunurdu" şeklinde ki sözleri devleti küçük düşürmüş. Onun için de savcılık bu sözleri incelemeye almış. Delircemmmmm...Yahu bende mi bir algı eksikliği var yoksa her şeyi doğru anlıyorum da kimse çaktırmıyormu? Devletin onca askerinden, sivil savunma görevlilerinden, akut dan makut dan önce bu adamlar enkazı buluyor ve savcılık incelemesine giriyorlar. Ne olacak ki canım, sadece bilmem kaç bin yükseklikte ki dağlara tırmandılar, oh bir de temiz dağ havası aldılar, kar mı? Aman ne olacak canım..köylü onlar kaç metre de olsa kar onlara bir şey demez..
Lütfen demokratik olalım..lütfen.. Biz demokrasiyle, cumhuriyetimizle, bu özgürlüğü bize hediye eden Atatürk'ümüzle övünüyoruz. O zaman ne bu? Bu kadar özgürce cümleyi kuramayacak olan köylü hangi milletin efendisi ben anlamadım ki..Efendiliği kim kaybetmiş ki bizim köylüler bulsun..
Bu olay zaten yeterince üzdü hepimizi. En çok da bir insanın sadece dizi kırıkken, bağıra bağıra ölmesi, ölümü beklemesi yeterince kötü. Ben, çoğu zaman içinde saklamayı tercih ettikleri zeka ve yürekliliklerini bu sefer dışa vuran ve kar demeden, soğuk demeden evlerini, çocuklarını bırakıp çalışmalara katılan bütün köylülere minnet duyuyorum.
İkinci cinnet meseleme gelince; hala bitmeyen şu seçim gailesi.. Ya akşama kadar şu sokakta bangı bangır saçma ötesi müziklerle propaganda yapıp geçerlerken, ben de "of şu seçimler bitse de kurtulsak" diye sinir harbi geçiriyordum. (Ben tam çocuğu uyutuyorum, onlar bangı bangır müzik açmışlar. Bir de iyi müzikler olsa. Tabii çocukcağız da "ıngaaaaaa...ıngaaa...":)) diye ağlayarak uyanmıyor mu..of..yaklaşmayın yanıma.
Zaten bu sene ki seçimlerde liderler ve yanlarında ki büyük isimlerden çok seçim olayları daha ilgi gördü.
Dün akşam izliyorum; bilmem nerenin ilçesinde seçime 1 hafta kala iktidar partisinin belediye başkan adayı vefat ediyor. Buna karşın ismi aday listesinden silinmiyor ve seçimlerde birinci olarak çıkıyor. Ancak kendisi mefta olduğu için ikinci sırada gelen muhalefet partisinin adayı başkan koltuğuna oturuyor. Vefat eden kişinin yakınları özellikle kadınlar:(( ortalığı yıkıyorlar. Neymiş? Başkanlığı kabul edilen o kişi görevinden alınacakmış, onu kabul etmiyorlarmış, yerine başkan vefat eden kişinin partisinden biri gelecekmiş. Köylü bir teyzem diyor ki; "hayır, biz o geleni kabul etmiyoruz, madem oğlumuz öldü onun ismi yaşayacak ve onun partisinden biri başkan olacak" mış......
Ah cehalet..ah cahil halkım benimm...diye bir türkü bile tutturmuşum o anda, onu söylüyorum. Yahu teyzecim bu demokrasi, başka şeye benzer mi? Öyle kafana göre birini oturtursan demokrasi nerde kaldı?
Haaaa bir de bizim mahalle muhtarlığı..Burası da bir alem. Yıllardır aynı muhtar var burda ben kendimi bildim bileli. Bu sene bir bayan da aday olmuş, millet onu ayıplıyor. "Burda yılların muhtarı varken kim seçer onu "diyorlar. Şimdi ki muhtarın babası da önceden bu mahallenin muhtarıymış, bizim muhtara da babasından kalmış bu meslek. Başka muhtar düşünülemezmiş. Yahu yine ne alakası ver diyeceğim. Kraliyet mi bu da babadan oğula geçsin..Delircem.Demokrasi bu teyzecim demokrasi.. Başka şeye benzemez.
Anlaşılan o ki; bize demokrasinin nasıl bir şey olduğunu unutturmuşlar. Birbirimize demokrasiden uzak barbarca, vahşice davranırken demokrasi denilen şeyi unutmuşuz. İlkokulda bize resimlerle, kartonlarla, piyeslerle ve ısrarla anlatılan demokrasiyi hiç kaybetmesek keşke.

24 Şub 2009

GECİKMİŞ BİR YORUM


Issız Adam'mı desem, yalnız adam mı desem yoksa öküz adam mı desem? Hayatta ne istediğini bilmeyen, sürekli arıza çıkaran, Ada gibi piyangoyu kaçıran adama ne desem bilemedim. Maalesef filmi izlemek için oldukça geç hareket ettim. Ama iyi ki izlemişim. Herkese öneriyorum. Zaten birçoğunuz izlemiştir. Gecikmiş bir yorumun gecikmiş enstantaneleri:

  1. Hayatımda ilk kez bir filmi sinemada iki kez seyretmiş olmama rağmen halan Ada ve Alper'in keyifli tanışmalarının etkisindeyim.
  2. Filmi kaç kere seyrederseniz seyredin eski şarkılar kendinden hiç bıktırmıyor.
  3. Havuçlu kekin tarifini son ana kadar bekledim.
  4. Filmin özellikle ikinci bölümünü nefes aldığınızı unuturcasına izliyorsunuz.
  5. Çağan Irmak sesimi duymaz biliyorum ama ben yine de ona teşekkür ediyorum; bana son yıllarda izlediğim en değişik ve en güzel filmi sunduğu için.
  6. İnanın hayatta Alper gibi arızalar çok. Bize "ulan bu adamın her şeyi var; işi,parası, güzel bir eşi, sağlığı. Daha Allah'tan belasını mı ister" dedirten.
  7. Bu sebeptendir ki hikaye çok içimizden, çok hayattan ve gerçekçi.
  8. Artık şunları düşünmek istemiyorum: O kız çocuğu gerçekten Ada'nın mı yoksa arkadaşının mı.. Bu filmin ikicisi de olur mu.. Ne olacak bu Alper gibilerin halleri..

20 Şub 2009

DOĞRU SÖYLEYENİ VALLA KÖYÜNDEN KOVARLAR:))


İşadamı, ofisinde geç saatlere kadar sekreteri ile ciddi ciddi çalışır. Geç olmuştur, günün yorgunluğuna ek olarak acıkmışlardır.

'Hadi çıkalım artık, gidip bir şeyler yeyip evlerimize gidelim' çıkarlar, bir lokantada iyi bir akşam yemeği yerler, biraz da alkol alırlar, sonra işadamı, sekreterini evine bırakır.

O ara, sekreter, nezaketen, bir kahve içmek isteyip istemediğini sorar.İşadamı da neden olmasın diye düşünüp kabul eder. Kahveyi içki takip eder, içkiden sonra ruhlar ısınır ve birlikte olurlar.

İşadamı kalkar, evine gider. Sabah 04 civarıdır.. Arabayı parkeder, cebinden bir tebeşir çıkartır, ceketine pantolonuna bir kaç çizik atar biraz tebeşir tozu serper ve içeri girer.

Karısı ayakta beklemektedir. 'Neredeydin ?' diye sorar. İşadamı da ; Aysel'le geç saate kadar çalıştık, sonra yemeğe gittik, onu eve bıraktım yemekten sonra, ama beni kahve içmeğe çağırdı, kahveydi, sohbetti, içkiydi derken kendimizi yatakta bulduk, ancak toparlandım, geç kaldım, özür dilerim karıcım' der.

'Yalancııııı ! Yine bütün gece o zibidi arkadaşlarınla bilardo oynayıp bira içtin di mi ! sen adam olmayacaksın ruhun serseri !

Bu fıkrayı çok sevdiğim bir arkadaşım e-posta olarak yollamış, ben de sizinle paylaşmak istedim. Bedeli ve nedeni ne olursa olsun insan yine de yalan söylememeli. Yine de zaman zaman şaşıyoruz. Yazının sonundaki cümle ise şuydu; daima doğruyu söyleyin. Nasıl olsa karşınızdaki inanmak istediğine inanır.

2 Ara 2008

SOBELENDİM !

Sevgili arkadaşım Aslı beni sobelemiş. İşte blog alemindeki ilk sobe cevaplarım;

YAŞAM FELSEFENİZ NEDİR?
Yaşamak, yaşamak ve inadına yaşamak.
İNSAN
İçi hala titreyen herkes belki de...
HAYATTA OLMAZSA OLMAZ DEDİĞİNİZ 3 ŞEY...
Ailem, sağlığım, onurum.
MUTLULUK SİZE NEYİ İFADE EDİYOR ?
Oğluma baktığım her an.
GÖZLER
Yalan söylemeyenlerini tercih ederim.
YALANA KARŞI VERDİĞİNİZ TEPKİ NE OLUR
Delilirim, köpürürüm, kükrerim.
GÜZELLİK
İşte o bende de var.
SEVGİ VE AŞKIN TANIMI
Sevgi, sadakat; aşk, tutku.
SEVGİ Mİ AŞK MI?
Sevgi.
HANGİ MÜZİK VE NEDEN?
Klasik müzik...Gerçek olduğu ve yönlendirmediği için.
DEĞİŞTİRME ŞANSINIZ OLSAYDI HANGİ 3 ŞEYİ DEĞİŞTİRİRDİNİZ?
Adaletsiz gelir dağılımı, hasta olan çocuklar ve pişmanlıklarım.
DOST?
Eh işte, bir iki tane var çok şükür...
BİLGİSAYAR ?
Yavaş yavaş öğrenmeye başlıyorum :)

Ben de sevgili blog arkadaşlarım Nar Taneleri ve Ball Kabağı'nı sobeliyorum.

24 Kas 2008

CANIM BABACIĞIM ÖĞRETMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN!


Canım babacığım, senden ayrılalı yıllar oldu. Ama bazı şeyler hiç değişmedi; özlemek gibi, sana ihtiyaç duyduğum onca dertli anlarım gibi, seninle gülmeyi unutamamak gibi.. Şimdi senin bir yerlerden bizi gördüğüne hep inandığım gibi.Sana bunu çocukluğumda kaç kere söyledim bilmiyorum ama SENİ ÇOK SEVİYORUM BABACIĞIM. Sen sadece babam olduğun için değil; bu dünyadan giderken bize evler,arabalar, nereden kazanıldığı bilinmeyen büyük paralar bırakmak yerine, onurlu bir isim ve geçmiş bıraktığın için seni çok seviyorum canım babacığım. Çocuk aklımın büyüyen yanında bile halan temiz kaldığın için seni çok seviyorum. Bana çok şanslı olduğumu hissettiren bir aile bıraktığın için seni çok seviyorum. Yıllar sonra bugün bile halan ismini duyduklarında yüzlerinde tebessüm beliren, yaşamlarında emeğin olan öğrencilerin için seni çok seviyorum. Adını ve soyadını kendine isim yaptığım ve ucundan bucağından azıcıkta olsa sana benzemesinden mutlu olacağım torunun MUSTAFA DEMİR ve ben öğretmenler gününü kutluyoruz.

Seni çok seviyorum, arkadaşım, öğretmenim, babacığım.

14 Eki 2008

MERHABA, TEŞEKKÜR VE SEVGİLER


Herkese yeniden merhaba. Çok ara verdim ve blogumu, sizlerle olmayı o kadar özledim ki anlatamam. Her gün sayıklıyorum; "of blogumla ilgilenemedim.. blogumu özledim" diye. Ama bu arada olup bitenler sebebiyle hem moralimiz çok bozuktu, hem de zaman sıkıntısı yaşadık. Bayramda kızkardeşim sevgili "Has" (ona böyle hitap etmeme çok kızıyo, ama benim hoşuma gidiyo) geliyor diye birkaç günlüğüne annemde kalacaktık. Gittiğimiz akşam maalesef hepimizi çok üzen bir olay yaşadık. Sevgili oğlum annemin evindeki merdivenden düştü. Hatta yuvarlandı. Fiziksel olarak hiçbir şeyi yoktu çok şükür ama çok korktuğu için bayağı ağladı canım oğlum. Bayram öncesinde moralimiz o kadar bozuldu ki, kaç gün etkisinden kurtulamadık. Onun ardına bir de bağırsak enfeksiyonu geçirdi ve halan ishal. Ama güzel haber bu arada iki tane dişimizde tam olarak çıktı:)) benim gibi küçük bebeği olan tüm annelere en önemli tavsiyem; lütfen çocuğunuzu hiç yalnız bırakmayın. Bırakın evde ki tüm işler beklesin, hiç önemli değil. Emeklemek, yürümek derken daha dün beşiklerinde yatan bebişler birden öyle bir hareketleniyorlar ki anlatamam.
Tabii bir de blogumda büyük bir sorun yaşandı bu arada. Bilgisayarcı arkadaşın dediğine göre bloguma eklediğim ziyaretçi sayacı blogda sorun yaratmış. Bu sayaçların sorunsuz olanını bulmama yardım eden olursa sevinirim. Yokluğumda, uzun bir ara vermiş olmama rağmen ve sorunlu siteme yine de uğramayı ihmal etmeyen bütün dostlarıma çok teşekkür ediyorum.
Üzüntüyü ve sorunlu ziyaretçi sayaçlarını bir yana bırakırsak:)) yine en kısa zamanda güzel tariflerle buluşmak dileğiyle. sevgiler.
not: Oğluma her baktığınızda bir "maaşallah" derseniz çok sevinirim.